Kanser Belirtileri
ana sayfa bize ulaşın hakkımızda üyelik site haritası         English ENGLISH
danışma kurulu gıda güvenliği dergisi bilimsel görüş ve raporlar haberler etkinlikler & projeler şehir efsaneleri efsa videoları sıkça sorulan sorular yararlı linkler

Makaleler
İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği

Samim SANER

Kalite Sistem Laboratuarları Genel Müdürü 

İklim değişikliği ve tarımsal üretim (gıda güvencesi) arasındaki ilişki sürekli olarakson günlerin gündemde olan bir konu. Bu yazının amacı ise iklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerindeki olası etkilerini incelemek ve bir takım önerilerde bulunmak.

Bilindiği gibi iklim değişikliği aslında 20.yüzyılın ortasından itibaren etkilerini hissettiren ve dolayısıyla dikkatleri çekmeye başlayan bir konu.  İklim değişikliğinin tek etkisi yalnızca artan ortalama sıcaklıklar değil. Küresel ısınma aynı zamanda dünyanın bir çok bölgesinde çok şiddetli fırtınalara, sık ve aşırı yağışlara ve sellere, ve uzun kuraklıklara yol açıyor. Bu temel etkiler nedeniyle yeraltı su seviyeleri alçalıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor ve denizlere yakın yerlerde yer altı suları tuzlulaşıyor. Bütün bu değişikliklerin bitkisel üretim ya da yeni deyimiyle gıda güvencesi üzerinde olumsuz etkileri kadar gıda güvenliği üzerindedeçok farklı olumsuz etkileri bulunuyor.  Hükümetlerarası iklim değişikliği panelinin 4. değerlendirme raporuna göre 21. yüzyılda küresel ortalama sıcaklıkta 1.8-4 0 C lik bir artış olacağı tahmin ediliyor. Bu değişikliklerin yol açacağı olası gıda güvenliği sorunları aşağıda altı ana konu başlığı halinde  açıklanmıştır.

1.Bakteriler, Virüsler ve Protozoalar: Epidemiyolojik triadı oluşturan üç faktör olan konakçı, mikroorganizma, ve  çevreye  baktığımızda sıcaklık artışının enfeksiyon hastalıklarının artışı üzerinde büyük bir etkisi olduğu görülmektedir. Tabi bu noktada yüksek nem ve sıcaklığın konakçı metabolizmasının direncini azalttığını da unutmamak gerekir. İklim değişikliği ile ilişkili bir diğer ilginç ilişki ise denizlerin ısınmasının fitoplankton artışına neden olması ile ilişkilidir. Bazı bilimsel çalışmalarda fitoplanktonların artması nedeniyle deniz suyu pH'sının arttığı, ve bunun sonucunda denizde bulunan Vibrio cholera'nın alkali ortamları tercih etmesi nedeniyle diğer bakterilere karşı rekabetsel bir üstünlük sağladığı ve sonuçta V.choleranın zooplanktonlara tutunarak çevresel streslere karşı direnç kazandığı ve böylelikle gıda zincirini kontamine etme riskinin artacağı öngörülüyor. Diğer taraftan aşırı yağışlar, kuraklık ve fırtınaların da özellikle su temini ve kalitesi ile ilişkili olarak su ve gıda kaynaklı enfeksiyon hastalıklarının yayılımı üzerinde çok ciddi etkileri bulunmaktadır.

Diğer taraftan iklim değişikliğinin kısmen spekülatif olmakla birlikte  olası bir takım başka etkileri de bulunmaktadır. Bu etkiler arasında strese karşı mikrobiyal evrim sonucunda mikroorganizma patojenitesinin artmasını sayabiliriz. Diğer taraftan yeni patojenlerin ortaya çıkması, ya da ortadan kalmış olanların yeniden ortaya çıkması da söz konusu olabilir.

 

2.Zoonozlar ve diğer hayvan hastalıkları: Zoonotik hastalıklar hayvanlardan insanlara birçok yolla bulaşırlar. Bazı hastalıklar enfekte olmuş hayvanlar, hayvansal ürünler ve dışkılarla direkt temasla insanlara geçer. Diğer hayvan hastalıklarının ise vektörler aracılığıyla ve kontamine olmuş gıdaların ya da suyun tüketimi ile bulaştığı bilinmektedir. Zoonozların ve diğer hayvan hastalıklarının çoğalması veteriner ilaçlarının kullanımda artışa neden olur, bu da gıdalarda olası kabul edilemez seviyelerde veteriner ilaç varlığıyla sonuçlanabilmektedir. Tablo 1.'de iklim değişikliğinden etkilenmesi beklenen zoonotik ajanlar ile bulaşma yolları gösterilmiştir

Tablo 1. İklim değişikliğinden etkilenmesi beklenen zoonotik ajanlar ve bulaşma yolları

Virüs

Konakçı

İnsanlara bulaşma yolu

Rift  Vadisi Humması virüsü

Yabani hayvanlar ve çiftlik hayvanlarının çeşitli türleri

Enfekte hayvanların organları ya da kanı (hayvan dokusunun işlenmesi), enfekte hayvanların, pastörize edilmemiş veya pişmemiş sütleri, sivri sinekler, kan emici sinekler

Hantavirus

Kemirgenler

Kemirgenlerden aerosol yoluyla. Kemirgen istilasına uğramış alanların temizlenme ve kemirgenlerin avlanma faaliyetlerinden kaynaklanan vakalar

Rotavirus

İnsanlar

Fekal-oral  yol, kontamine su ve ellerini uygun şekilde yıkamayan enfekte gıda işleyicileri yoluyla bulaşma.

Hepatit E virusü

Yabani ve evcil hayvanlar

Fekal-oral. Kıyı sularındaki kabuklu deniz ürünleri

 

Bakteri

Konakçı

İnsanlara bulaşma yolu

Salmonella sp

Kümes hayvanları

Fekal/oral

Campylobacter sp

Kümes hayvanları

Fekal/oral

E. coli O157

Sığır ve diğer geviş getirenler

Fekal/oral

Anaerobik spor oluşturan bakteriler

Kuşlar, memeliler ve çiftlik hayvanları

Çevresel yollarla, su, toprak ve yemler yoluyla sporların vücuda alınması. Sığır ve yabani hayvanlarda şarbon, sığırlarda kara bacak (blackleg) hastalığı (Clostridium chauvoei). Botulizm olan sığırların et  ve sütleri insan tüketiminde kullanılmamalıdır.

Yersinia sp

Enfekte hayvan türlerinde bölgesel farklılıkla birlikte kuşlar ve kemirgenler

Hayvan kesimi

Listeria monocytogenes

Çiftlik hayvanları

Kuzey yarım kürede, listeriosis çiftlik hayvanlarında belirgin mevsimsel bir vakadır ve çoğunlukla siloda saklanan hayvan yemleriyle ile bağlantılıdır

Leptospira

Tüm çiftlik hayvanı türleri

Leptospirae idrar içinde yayılır ve otlakları, içme suları ve yemleri kontamine eder.

 

Protozoa

Konakçı

İnsanlara bulaşma yolu

Toxoplasma gondii

Kediler, koyun

Kedi dışkıları temel enfeksiyon kaynağıdır. Enfekte koyun etini işleme ve tüketme zoonotik bir risk oluşturur.

Cyptosporidium ve Giardia

Sığır, koyun

Fekal-oral  bulaşma.  (Oo)kistler  yüksek derecede enfekte edicidir, çiftlik hayvanlarının dışkıları hayvan işleyicileri için risk oluşturmaktadır.

 

Parazit

Konakçı

İnsanlara bulaşma yolu

Şerit (Cysticercus bovis)

Sığır

Fekal-oral

Karaciğer kelebeği (Fasciola hepatica)

Koyun, sığır

Yumurtalar dışkılar içinde yumurtlanır ve yaşam döngüsü su salyangozu konakçılarını içerir. İnsan vakaları genellikle su teresi gibi bataklık bitkilerinin tüketimiyle bağlantılıdır.

 

İklim değişikliğinin zoonotik hastalıklara spesifik olan ilave etkilerine bakıldığında ise aşağıdaki konuların ön plana çıktığı görülüyor;

-Hayvanların hastalıklara karşı hassaslaşması – Örneğin çok soğuğa, kuraklığa, aşırı neme ya da sıcaklığa maruz kalmak sığırları etkileyerek örneğin mastitis gibi kompleks bakteriyel sendromlara yol açabilir.

-Hastalık vektörlerinin sayısal ve çeşitsel artışı – Vektörlerin iklim faktörlerine karşı hassasiyeti nedeniyle yağış miktarında ve sıcaklıktaki değişimler gibi ekolojik değişiklikler, birçok zoonotik hastalığın çeşitliliğini, mevsimini, görülme oranınıdeğiştirebilmektedir. Örneğin gece sıcaklığındaki artışlar sinek aktivitesinde artışla sonuçlanacaktır.

-Hastalık vektörlerinin bulaştırma çevrimlerinin uzaması – İklimsel faktörler, vektörlerin bulaştırma çevrimlerinin uzamasına neden olarak insanlarda enfeksiyon görülme oranının artışını etkilemektedir. Batı Nil Virüsünü örnek verecek olursak; bu virüs kaynaklı insan enfeksiyonları sivrisinek popülasyonuyla bağlantılıdır. Baharla sonbahar arasında görülen sivrisinek aktivitelerinin çevrimleri baharın daha erken gelmesiyle uzamış olacak, böylece insanlarda enfeksiyon artışı görülecektir.

-Gıdalarda veteriner ilaç kalıntılarının artması – İklim değişikliği gıda kaynaklı hayvan hastalıklarının ve hayvan zararlılarının oranında değişikliğe ve veteriner ilaçlarının kullanımında artışa neden olur. Böylece gıdalarda artan ve kabul edilemez seviyelerde veteriner ilaç oranları görülebilir.


Gıda zincirinin tamamındaki mikrobiyal tehlikeleri kontrol etmek çin matematik modelleme, yeni bilimsel araçların uygulanması, gelişmiş epidemiyolojik gözetim, gıda kaynaklı patojenler için yeni izleme programları ve araçları, arttırılmış hayvan sağlığı gözetimi ile gıda güvenliği, halk sağlığı ve veteriner sağlık hizmetleri arasında gelişmiş koordinasyon gerekmektedir.

 

3.Toksinojenik küfler ve mikotoksinler: Toksijenik küfler tarafından üretilen, yüksek oranda toksik kimyasal maddeler olan mikotoksinler, hasat öncesinde ya da hasat sonrasında oluşabilirler. Tablo 2. dünya genelinde öneme sahip olan, halk sağlığı ile hayvan üretkenliği üzerinde önemli etkiye sahip olduğu kanıtlanan mikotoksinleri listelemektedir.


Tablo 2. Dünya genelinde öneme sahip olan küfler ve mikotoksinler

Küf türleri Oluşan mikotoksin
Aspergillus parasiticus Aflatoksinler B1, B2, G1, G2
Aspergillus flavus Aflatoksinler B1, B2
Fusarium sporotrichioides T-2 toksin
Fusarium graminearum Deoksinivalenol (ya da nivalenol) Zearalenon
Fusarium moniliforme (F. verticillioides) Fumonisin B1
Penicillium verrucosum Okratoksin A
Aspergillus ochraceus Okratoksin A

 

Son yıllarda Kenya'da akut aflatoksikosis salgınları bildirilmiştir. 2004 yılında aflatoksinle kontamine olmuş mısır tüketimiyle 125 tanesi ölümle sonuçlanan 317 raporlanmış vaka meydana gelmiş, 2005 ve 2006 yıllarında da bu olayların tekrarı görülmüştür. Küflerin dağılımının ve döngüsünün birçok yolla zararlı saldırısından etkilendiği bilinmektedir. Çalışmaların çoğu, iklim değişikliğiyle zararlıların ortaya çıkışında ve çeşitinde artış olacağını göstermektedir. Bitkilerin çekirdekleri üzerindeki strese ve mekanik zararlara karşı dirençlerinin azalması küf kaynaklı enfeksiyonları teşvik etmektedir. Bu faktörlerin etkisi zararlının, bitkinin ve küfün karakteristiğine bağlı olarak değişir.

Mikotoksin zehirlenmesinin en önemli özelliği olan kronik maruziyet ince bir nokta olmakla beraber, neden ve sonuç arasındaki bağlantısının kanıtlanması zordur. Bir yandan bu konuda strateji uygulaması önemli teknik kapasitelere ihtiyaç duyarken, diğer yandan genellikle teorik risk olarak görüldüğünden politik amacın yerine getirilmesi zor olmaktadır.

 

4.Zararlı alg üremesi ve balıkçılık ürünleri güvenliği: Toksin üreten zararlı alg türleri insanlar için tehlike arz eder. Deniz ürünlerinin, özellikle kabukluların tüketimiyle birçok insan hastalıkları ortaya çıkar. Bunlar: Diyaretik kabuklu zehirlenmesi (DSP), Paralitik kabuklu zehirlenmesi (PSP), Nörotoksik kabuklu zehirlenmesi (NSP), Amnezik kabuklu zehirlenmesi (ASP) ve Ciguatera zehirlenmesidir. Tablo 3. bu zehirlenmeleri, fonksiyonel gruplarını ve ilgili türleri göstermektedir.


Tablo 3. Zararlı yosunlar ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerin örnekleri

Zehirlenme Fonksiyonel grup Türler
Diyaretik kabuklu zehirlenmesi (DSP) Dinoflagellat Prorocentrum spp. Dinophysis spp. Protoperidinium spp.
Paralitik kabuklu zehirlenmesi (PSP) Dinoflagellat Alexandrium spp.
Nörotoksik kabuklu zehirlenmesi (NSP) dinoflagellat Gymnodinium spp.
Amnezik kabuklu zehirlenmesi (ASP) diatomlar Pseudo-nitzschia spp
Ciguatera zehirlenmesi dinoflagellat Gambierdiscus spp.

 

İklim değişikliğiyle suların yüzey sıcaklığının yükselmesi ve suyun artan katmanlaşması ile zararlı alglerin gelişimleri artar. Yüzey sıcaklığındaki yükselme yüzey besin konsantrasyonlarının düşmesine neden olur, diatom ve dinoflagellatlarda artış gözlenir. Deniz seviyesindeki artış, artan yağışlar ve ani seller de iklim değişikliğinin bir sonucudur ve zararlı alg popülasyonunda artışa neden olmaktadır. Yoğun yağışa bağlı olarak seller ve artan nehir akışları ile topraktan gelen azot ve fosfor konsantrasyonlarında artış olur bu da fitoplankton gelişimini teşvik eder. İklim değişikliğine bağlı olarak 2100 yılına kadar deniz seviyesinin 0.6 m yükseleceği tahmin edilmektedir. Deniz seviyesi arttıkça sulak alanlar kaybolacaktır, bunun sonucunda kıyı suları, artan besin maddeleri seviyelerine ve gıda dengesizliğine daha eğilimli olabilmektedir. Yine artan yağışlar ve ani seller nedeniyle tuzlulukta değişimler görülmekte, dolayısıyla zararlı alg oluşumu etkilenebilmektedir.

 

Bu başlık kapsamında, ülkeler Deniz Biyotoksinleri Yönetim Planlarının bir parçası olarak risk yönetim yeteneğini kuvvetlendirmek ve tüketicinin korunmasını arttırmak için entegre kabuklu ve mikro-algal izleme programlarını uygulamalarını planlamalıdırlar.

 

5.Gıda zincirinde çevresel bulaşanlar ve kimyasal kalıntılar: Toprağa PCB ve dioksinlerin bulaşmasının iklim değişikliğiyle, özellikle artan sellerle bağlantılı olduğu gözlemlenmiştir. 2002 yılında Elbe ve Mulbe nehir taşkınları nedeniyle dioksin ve benzofuranların toprağa, bu sel havzasında otlayan hayvanların da sütüne geçmesi söz konusu olmuştur. Yüksek su sıcaklığı , artan yağmur şiddeti, uzun periyotlu düşük su debileri suların kirlenmesini arttırmaktadır. Okyanusların ısınmasına gelince, okyanus sıcaklığındaki 1°C lik artış civanın metilasyonunu dolayısıyla canlılarda tutulmasını %3-5 oranında arttırmaktadır. Denizlerin yükselmesi ve yer altı sularının tuzlulaşması insanların içme suyu olanaklarını azaltacağından önemli bir tehlikedir. Toprak kirliliği, su bulaşması ve bulaşanların oranları, kuraklık ve sel periyotlarının değişimi ile bağlantılıdır. Örneğin Bangladeş'te kurak zamanlarda arsenik açısından zengin yer altı suları sulamada kullanılmakta, bu da toprakta bu elementin artmasına yol açmaktadır. Çevresel bozulma ve hızlanan çölleşme de toprak bulaşmasında önemli etkenlerdir. Aşırı pestisit kullanımı ürünlerde ve çevredeki kalıntı miktarını da arttıracaktır. Örneğin bazı pestisitlerin kurak ortamlarda kısıtlı etkisinin olması, ürünlerin korunabilmesi için daha yüksek dozlarda pestisit kullanımı ya da uygulamanın sıklığının artması anlamına gelebilmektedir. Aynı şekilde veteriner ilaçlarının kullanımı ile ilgili olarak; hayvan zararlıları ve hayvan hastalıklarındaki artışla ilaç kullanımı da artmaktadır. Mavidil, Rift Valley Humması, Tick Borne hastalığı (bahar-yaz ensefaliti) iklim değişikliğinden önemli ölçüde etkilenmektedir. İklim, mastitis gibi antibiyotik tedavilerine ihtiyaç duyan bakteriyel sendromları etkilemekte, bu da gıdada kalıntı riskini ortaya çıkarmaktadır.

 

Gıda maddelerinin güvenliğini sağlamak için birkaç kilit alanda çabalar sarf edilmelidir ki bu güçlü etkiler tanımlanabilsin. İzleme programları, iyi tarım uygulamaları, iyi hayvancılık uygulamaları, bilgi değişimi gibi uygulamalar bu alanlara örnek gösterilebilir.

 

6.Acil durum halleri: Hükümetler arası iklim değişikliği panelinin 4. değerlendirme raporuna göre, iklim değişikliği acil durum risk durumlarını 3 ana yolla etkilemektedir. Bunlar;

 

-Aşırı doğa olaylarının şiddeti ve sıklığındaki artış – Örneğin 2020 yılına kadar Sahra Altı Afrika'da 75 - 250 milyon insanın su kıtlığı çekeceği, 2080 yılına kadarsa 2-7 milyon kişinin kıyı taşkınlarından etkileneceği öne sürülmektedir.

-Tehlikelerin etkilediği alanların coğrafi dağılımının değişmesi – İklim değişikliğinin, en çok gıda ve su güvenliği ile kıyı popülasyonları ve tarıma dayalı popülasyonlar üzerinde ciddi sonuçları olan önemli acil durumlara yol açması beklenmektedir.

-Deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi, ekosistem değişikliği nedeniyle bazı sosyal grupların ve ekonomik sektörlerin etkilenmesi  – Yine aynı şekilde iklim değişikliğinin kıyı popülasyonunu ve tarıma dayalı toplumları etkilemesi buna örnek olarak verilebilir.

 

Sonuç olarak dünyamızı küresel anlamda sorunlu günler bekliyor, bu sorunlar dünyayı hem tarımsal üretimdeki çeşitler ve miktarlar anlamında hem de elde edilen gıdaların güvenliği ve bunun paralelinde  halk sağlığı anlamında etkileyecektir. Bu tehlikeleri öngörüp , gerekli hazırlıkları yapmalıyız.

  Referanslar 

FAO Report (2008). Climate Change: Implications for Food Safety.

 IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change) (2007) "Summary for Policymakers." InClimate Change 2007: Impacts, Adaptation and vulnerability. Contribution ofWorking Group II to the Fourth Assessment Report of the Intergovernmental Panel onClimate Change, M.L. Parry, O.F. Canziani, J.P. Palutikot, P.J. van der Linden, and C.E. Hanson, eds. Cambridge, UK: Cambridge University Press.  

13 Kasım 2009, Cuma

geri
caretta iletisimTAYBO.NET